Seyfullah Çiçek

Ahmet Kaçar'a Saygı

Değerli dostum Uğur Karaibrahimoğlu, 2 Nisan 2011 tarihinde Osman Ağa kitabımla ilgili imza günümde konuyu açarak, “Hocam” demişti:



-Ahmet Kaçar için bir saygı gecesi düşünüyoruz. Sizin de fikirlerinizi ve desteklerinizi bekliyoruz.



Çok mutlu olmuştum. Söz konusu Ahmet Kaçar’sa gerisi teferruattır, bizim için. Olumlu cevap verdim ve emirlerini beklediğimi söyledim.



Aradan üç aya yakın bir zaman geçtikten sonra, 24 Haziran’da bu defa telefonla aradı, Uğur ağabey. “Saygı Gecesi”ni 15 Temmuz’da yapacaklarını söyledi. Ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz. Üstelik o tarihte Allah nasip ederse yıllık iznim nedeniyle orada bulunacağım.



Değerli dostum Uğur Karaibrahimoğlu telefonla arayarak, 15 Temmuz akşamı Giresun’da “Ahmet Kaçar’a Saygı Gecesi” yapacaklarını söyleyince, ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.



Hele hele yıllık iznim vesilesiyle o tarihte memlekette olacağımı da düşünerek, sevincim bir kat daha arttı.



Değerli büyüğümüz Ahmet Kaçar’ın en yakınında bulunma ve dostluğunu kazanma onuruna nail olmuş şanslı ve imtiyazlı kişilerden biri sayılırım.



Bu nedenle onu, bugünkü köşeme konuk ederek “Saygı Gecesi”ne küçük bir katkıda bulunmak istiyorum.



1926 yılında Görele’nin Çürükeynesil (Sağlık köyü-Çillioğlu Mahallesi)’nde doğan sevgili Ahmet Kaçar ağabeyimizin 85 yıllık renkli yaşamına o kadar çok şey sığmıştır ki, hangi birini anlatalım.



Gerçi sevgili Hayrettin Günay ve Özcan Temel hocalarımız kadar olmasa da, onunla ilgili oldukça çok sayıda yazı kaleme almış bir yazar olarak, bu yazımın da günün mana ve önemine uygun düşeceğini umuyorum.



Ahmet Kaçar, II.Dünya Harbi’nin getirdiği yoksulluk yıllarında Trabzon’da sürdürmekte olduğu lise öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalır. Fakir bir köylü olan babası ekmek parası için Samsun’un yolunu tutar. Gidiş o gidiş. Öldü mü, yitti mi, kendisinden bir daha da haber alınamaz. Bu durum Kaçar’ın hassas yüreğinde derin yaralar açar. Tahsilini yarıda bırakmak zorunda kalır. 1953 yılında Tapu Sicil Memuru olarak iş hayatına atılır. Bu arada, şiirleriyle de dikkatleri üzerinde toplamaya başlar. Nitekim, Göreleli ünlü bestekâr ve koro şefi Kemal Gürses (Çetintemel)’in, Görele’ye geldiği günlerde Ahmet Kaçar'dan bir şiir almasıyla 1953 yılında Ahmet Kaçar’ın ilk şiiri bestelenir. Kemal Gürses’in Acemkürdi makamında bestelediği bu şarkıyı (öyküsünü ayrıca okuyacaksınız) dönemin ünlü sanatçılarından Perihan Altındağ Sözeri’in okumasıyla birlikte, Ahmet Kaçar’ın talihi de dönmeye başlar. Devrin ünlü bestekarları Ahmet Kaçar’a mektuplar göndererek güfteler ister. Bunların başında da ünlü klarnet sanatçısı ve bestekar Şükrü Tunar gelmektedir. Böylece bir birinden güzel besteler bir biri peşi sıra patlamaya, gelmiş geçmiş en büyük ses sanatçımız Sanat Güneşi Zeki Müren başta olmak üzere, devrin en popüler sanatçıları tarafından seslendirilmeye başlar. Plaklarda, radyolarda, gazinolarda, müzikhollerde, sokaktaki vatandaşların dilinde hep onun şarkıları vardır. Anımsatalım mı birkaçını? 25’i Türk Musıkisi Vakfı arşivinde, bunlardan 16’sı da TRT Repertuarı’nda olan eserlerinden işte birkaçı: “Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım”, “Anar ömrümce gönül giden sevgilileri”, “Hayal Dolu bir gençlik, ümit dolu bir aşk bitti”, “Sitemler örüyor kaderin ağı (İlkgözağrısı)”…



Nüktedanlığı, hoşsohbetliği ve hazırcevaplığı ile çevresinde çok sevilen ve saygı gören Kaçar, Giresun’un en ünlü şairlerindendir. Binlerce şiiri ve taşlaması vardır. Şairin, “Kimbilir”, “Yalancı”, “Son Ufuklar” ve “Bütün Şiirleri” adlı dört adet de şiir kitabı bulunmaktadır.



Meslek hayatının son yıllarını Eynesil’de sürdüren Ahmet Kaçar, 1984 yılında Eynesil Tapu Sicil Memurluğu’ndan emekli olur. Kaçar bugüne kadar hiç evlenmemiş olup, kendisini doğaya, şiire ve musıkiye adamıştır.







BESTELENMİŞ ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER VE BİRİNİN ÖYKÜSÜ:







Sanatı, “Tamamlanmayan bir bütündür” diye tarif eden, şiire, “Varılmazın ötesinde dört kenarlı bir üçgendir” diyen ve besteyi, “Duygular üzerine sesle yapılan bir resme” benzeten Ahmet Kaçar’ın bestelenmiş şiirlerinden en ünlülerinden ikisi şunlardır:







UNUT BENİ



Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım



Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım



Bu kaçıncı söz verişin, söyle nasıl inanayım



Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım







ANAR ÖMRÜMCE GÖNÜL



Anar ömrünce gönül giden sevgilileri
Bilmez bîçâre kalpler giden dönmez ki geri
Gözüm yollarda kaldı bunca yıllardan beri
Bilmez bîçâre kalpler giden dönmez ki geri







“AHMET KAÇAR’IN OLAY YARATAN ŞARKISI



Son yıllarda bazı beste yarışmaları yapılıyor, beste siparişleri veriliyor, ülkemizde.
Sipariş üzerine ya da ödül alacağım diye nasıl beste yapılır, bir türlü anlayabilmiş değilim.
Sanat yetenek, duygu ve ilham işidir.
Bu üçü birbirini tamamlamadan sanatçı ya da bir başka tabirle sanatkar olunamaz…
He, demeyle de sanat yapılamaz!
Müzikte de, edebiyatta da, resimde de, heykelde de bu böyledir.
Evet, Allah vergisi yeteneğiniz olabilir.
Duygu yoğunluğu da yaşayabilirsiniz.
İlham perisi izin vermezse, eliniz kolunuz bağlı kıvranıp durursunuz.
İlham perisinin ise mekanı ve zamanı yoktur.
Ne zaman, nerede, nasıl, ne şekilde karşınıza çıkacağını bilemezsiniz.
Bazen gecenin bir yerinde derin uykunuzdan uyandırabilir sizi.
Bazen de şöyle bir görünür, sonra birden bire kayboluverir.
Yarım kalır besteniz.
Uygun bir söz bulana kadar beklersiniz.
Bazı besteler işte böyle günler, aylar hatta yıllar sonra tamamlanır.
Kimi zaman da yolda dalgın dalgın yürürken omuzlarınıza konuverir…
Kısmetinize Rast, Nihavent, Acemkürdi ya da diğerlerinden hangisi düştüyse…
Birden bire dudaklarınızdan notalar dökülmeye başlar.
Kağıt bulamazsanız, avucunuzun içine yazarsınız.
İşte bir Acemkürdi şarkı da bunlara benzer bir duyguyla, ilhamla doğdu.
Sevgililerin “bandıra bandıra” yenilmediği, yakalanıp “mucuk mucuk” öpülmediği…
İyi bestelerin “yarışmalarla”, “siparişlerle” belirlenmediği…
Bilakis, ilham perilerinin kapıyı çalmadan ansızın girdiği…
Musıkimizin o altın yıllarına doğru küçük bir yolculuk yapıp, üstad Ahmet Kaçar’ın bir



anısına kulak vermeye ne dersiniz?



Devir; Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Münir Nurettin Selçuk, Yesari Asım Arsoy, Muzaffer İlkar…gibi abide şahsiyetlerin hüküm sürdüğü devirdir.



Yani, bir bestenin süksesi bitmeden, hemen peşinden yeni yeni bombaların patladığı 1950’li yıllar.



Tabi bu devler arasından sıyrılıp, seslerini duyurmaya çalışan başka bestekarlar da vardır.
Örneğin, Hüseyin Coşkuner ve Göreleli hemşehrimiz Kemal Gürses gibi.



Hüseyin Coşkuner’in Acemkürdi makamındaki “Bana aşkın şarabını sundu yarim bu gece” adlı bestesi o günlerde büyük sükse yapar.



Tabir yerindeyse, ortalığı yıkıp geçer.
Kemal Gürses bu, eli kolu bağlı oturacak değil ya.
Bir gün hemşehrisi Ahmet Kaçar’dan bir şiir rica eder ve alır.
Yetenek zaten Allah vergisi. Duygu desen hakeza.
Eh, ilham perisi de gelip omuzlarına konunca…
Acemkürdi notalar bir bir dökülmeye başlar kaleminden, beyaz kağıdın üzerine.
Ertesi gün radyolarda, gazinolarda Hüseyin Coşkuner’in Acemkürdi eserinin tahtına bu defa,



sözleri Ahmet Kaçar’a ait olup, hemşehrisi Kemal Gürses tarafından bestelen bir başka Acemkürdi eser oturmuştur.



Gerisini Ahmet Kaçar’dan dinleyelim:
“Bir gün İsmail Şençalar’ın arabasındayız. Hüseyin Coşkuner hışımla Kemal Gürses’e



dönerek, “Ulan ayı” dedi:



-Bir Acemkürdi şarkımız vardı. İyi-kötü ekmek yiyip, fiyakamızı yapıyorduk. Ulan başka makam bulamadın mı ki, bir Acemkürdi de sen yapıp, bütün fiyakamızı bozdun?”



Evet değerli okurlarım, Hüseyin Coşkuner’in tüm karizmasını bir anda çizen, söz ve müziğinde iki Göreleli hemşehrimizin yani Ahmet Kaçar ile Kemal Gürses’in imzaları bulunan ve bugün de aynı zevkle dinlenen bu Acemkürdi eseri merak ettiniz, değil mi?



İşte sözleri:



HAYAL DOLU BİR GENÇLİK



Hayal dolu bir gençlik, ümit dolu bir aşk bitti.
Bülbül bile goncaları hıçkırıkla terk etti.
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık…

Sevda yaman bir çile, çekerim bile bile,
Ayrılıyoruz artık ey yolcu güle güle.
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık…

Hayat esen bir rüzgar, onun peşinde yıllar
Sürünürüz bilmeden neden Allahım neden ayrılık
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık…



Bu vesileyle…
TRT İstanbul Radyosu’nda uzun yıllar koro şefliği de yapan, Türk Musıkisi’ne “Zulmetle ayrılık bestesi yapan/Beni düşünceye salan geceler” adlı muhteşem bir



beste daha armağan eden, aynı zamanda sinema sanatçısı Perihan Savaş’ın da dayısı olan Göreleli hemşehrimiz Kemal Gürses (Çetintemel)’i rahmetle anarken…



Öz musıkimize sahip çıkan, onun yaşaması için olağanüstü gayretler sarfeden herkese de yürekler dolusu selamlar, sevgiler, saygılar sunuyorum.” (S.Çiçek, Günebakış, 25.7.2009)







O GÜÇLÜ BİR ŞAİR, USTA BİR TAŞLAMACIDIR



İşte yüzlerce şiirinden bir örnek:







KİMBİLİR
Belki bir gün dudağın adıma takılacak
Yine eski şen dille anar mısın kimbilir
Vuslatsız bir baharla senden ayrı kalacak
Ayrı geçen günlere yanar mısın kimbilir.

Yaşla dolacak gözün artık umut yerine
Korku başka bir dudak takacak ellerine
Sabahsız bir gecenin doğmayan seherine
Sen de hülyalarını sarar mısın kimbilir.

Taşırken martıların rengini akşam suda
Seni atmak istesem kalbimde son hududa
Hakikat değil artık hayal olsun uykuda
Beni bir an koynunda sanar mısın kimbilir.

Ay doğarken ufukta ben de mehtabı anar
Düşünürüm gurbetin ne gamlı akşamı var
Belki seni de şimdi hicran sarar
Belki gözlerin yaşlı ağlar mısın kimbilir.







BİRKAÇ DA TAŞLAMA:



"Bilmez damdaki kemancı mehterin vurduğu marşı



Susar en coşkun yerinde gösterişi “es”te yapar



Öyle hassas bir milletiz ki güzel sanatlara karşı



Körlerimiz renkli resim sağırımız beste yapar.”



“İşitmesin hane halkı sekiz şiddetinde azar;
Nasibi kısmet olursa, ilk temeli atacağız.
Haftanın beş günü dahil, cumartesi ve pazar;
Minare gölgesi alıp, davul tozu satacağız!”



“Harcandı altın paralar, ithal kavak suntasına;
Batı ense tıraşında, Şark yeni salkım saçaklı.
Her gün ayar borcumuz var, Tahtakale cuntasına;
Bedava mal verdiğimiz tüccar, bizden alacaklı!”





NÜKTELERİNDEN BİRKAÇ DEMET:



Kaçar’ın en belirgin özelliklerinden biri de, hoşsohbet, hazırcevap ve nüktedan



olmasıdır.



Dost halkası çok geniştir.
Eskilerin tabiriyle, “nev-i şahsına münhasır” bir insandır.
Sözüne, sohbetine doyum olmaz.
Her sorunuza anında nükteli cevaplar verir.
Hiçbir lafın altında kalmaz; ne yapar, eder taşı anında gediğine koyar.
Hayatla dalgasını geçen rind bir insandır.
Hiçbir şeyi kendine dert etmez.
Dilediği gibi yaşar.
Dost halkası çok geniştir.
Eski adı Çürükeynesil olan Sağlık köyünün hakim bir tepesinde özene-bezene



yetiştirdiği güllerle, çiçeklerle bezeli mütevazi evi, her zaman dostlarının akınına uğrar.



Şimdi bir anının tam yeri.
“Birgün gazeteci Yaşar Çakır, Şair Bahtiyar Dayımoğlu, Mimar Uğur Karaibrahimoğlu…gibi dostları Giresun’dan Ahmet Kaçar’ı ziyarete gelirler.
Kaçar’ın çevresindeki göz okşayan yeşilliğe hayranlık dolu bakışlarını odaklayan



konukları, “üstad” der:



-Burada ne kadar çok yeşillik var; ne yapıyorsun bu kadar otları?



Cevap gecikmez:



-Buraya sadece siz gelmiyorsunuz ki!”



***



YAKLAŞINCA BİŞEY KALMAZ
Fikret Ak, bir gün Sağlık köyündeki kayınvalidesine gitmek üzere arabasıyla yola



koyulur. Yanında Avukat İlhan Çolakoğlu da vardır. Yolda Ahmet Kaçar’a rastlarlar. Onu da yanlarına alıp, yola devam ederler.



Avukat ile Ahmet Kaçar koyu bir muhabbete başlarlar. Bir ara Avukat Ahmet Kaçar’a sorar:



-Ahmet Bey, sizin ev nerede?
Ahmet Kaçar 3 kilometre ilerdeki tepeyi işaret ederek:
-İşte şurası; karşıdaki ev, der.
“Ooo…” diye karşılık verir, Avukat:
-Ne kadar uzaktaymış sizin ev!
Ahmet Kaçar’ın cevabı her zamanki gibi hazırdır:
-Eve yaklaşınca bişi kalmaz!



Hani, “Üzüm üzüme baka baka kararır” derler ya…



Üstadın sayesinde zamanla biz de hazırcevaplar sınıfına terfi etmeye başladık galiba!
İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin barajlarında ne kadar su kaldığının ülkenin



birinci gündem maddesini oluşturduğu sıcak bir Ağustos günü.



Sevgili Fikret’in dükkanının önünde her zamanki gibi havadan sudan konuşuyoruz.



Havadan-sudan dediğimize göre…
Sudan başlayalım önce.
Ahmet abi bir ara bana dönüp, “Seyfullah” diyor:
-Acuk bekle, bi su dökünüp geliyum.
“İlahi Ahmet abi” deyip,taşı hemen gediğine koyuyorum:
-Millet susuzluktan kırılıyor,sen su dökmeye gidiyorsun.Ayıp olmuyor mu?!
Tabi hep beraber basıyoruz kahkahayı.
E, Ahmet Kaçar gibi bir laf cambazına da böyle anlayacağı dilden cevap verilir, di



mi?



Ahmet Kaçar’a; yüzünden gülücükler, dilinden nükteler, gönül pınarından mısralar



hiç eksilmesin temennisiyle…



Bundan sonraki yaşamında da sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Bu Yazı 1379 defa okunmuştur..



---------------------- Yorumlar ----------------------

1957 yılı idi.İstanbul dan AKSU gemisi ile Görele ye dönüyorduk.Çaltı Burnunda deniz patladı.Gemideki porselen ne varsa kırıldı.Görele ye ge3lene kadar marul salaatası verdiler.AHMET AĞABEY katana sordu:hep alaf mi yiyeceuk?
Mevsim yaz idi.Gençler olarak denize mavna atıp şarkı söyleyip içki içtik.Sabaha karşı karaya çıkıp AHMET AĞABEY in çarşıdaki evine gittik.Uyandırdık.Flüt çalmasını istedik.Çaldı.Bir arkadaş kolonya şişesini aldi herkese bol bol dökerken AĞABEYİMİZ'ula boy abdesimi aluyu bunlar?hamam mı bura'ONU ÇOK SEVİYORUM SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLER DİLİYORUM.

ERİNÇ ERDOĞMUŞ      [ İSTANBUL - 27.8.2013]


Palmiye yayınları olarak yazılarınızı makalelerinizi, denemelerinizi, romanlarınızı, hikayelerinizi, öykülerinizi, şiirlerinizi ve diğer tüm dokümanlarınızı destekli yayıncılık kapsamında kitaba dönüştürelim. SİZ YAZIN BİZ BASALIM YAYINLAYALIM.
Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.
İletişim bilgilerimiz:
Adres: Atatürk Cad.Gül Sok. No:13/8
GÖRÜKLE/ NİLÜFER/ BURSA
www.palmiyeyayinlari.com
bilgi@palmiyeyayinlari.com
https://www.facebook.com/palmiyeyayinlari
Tel: 0555 2915061-0539 3602045

Palmiye yayınları      [Bursa - 13.12.2013]


Palmiye yayınları olarak yazılarınızı makalelerinizi, denemelerinizi, romanlarınızı, hikayelerinizi, öykülerinizi, şiirlerinizi ve diğer tüm dokümanlarınızı destekli yayıncılık kapsamında kitaba dönüştürelim. SİZ YAZIN BİZ BASALIM YAYINLAYALIM.
Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.
İletişim bilgilerimiz:
Adres: Atatürk Cad.Gül Sok. No:13/8
GÖRÜKLE/ NİLÜFER/ BURSA
www.palmiyeyayinlari.com
bilgi@palmiyeyayinlari.com
https://www.facebook.com/palmiyeyayinlari
Tel: 0555 2915061-0539 3602045

Palmiye yayınları      [Bursa - 13.12.2013]

Yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurun..

Adınız  :

Şehir  :

Yorumunuz  :