Özcan Temel

Sanatının 50. Yılında Burhan Temel

Güzel bir deyiş vardır, sanatla ilgili: “Sanat bir aşk, sanatçı âşıktır.” Ben, bu deyişle Burhan Temel’in sanatçı kişiliği ve sanatı arasında sıcak bir bağlantı kurarım. Bir ressamdır, Burhan Temel; tualine, boyasına, fırçasına, tablosuna âşık bir ressam.



Lise eğitimi sonrası, başka bir eğitim dalını değil de resmi yeğlemesi ve bu dalda eğitim görmek için İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girmesi çocukluk yıllarında ilgi duyduğu resimle akademik anlamda ilk buluşması olur. Akademi yıllarında, çok yönlü sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Cemal Tollu hocalardan ders alan; bu iki seçkin hocanın atölyelerinde çalışan şanslı öğrencilerden biri de kendisidir.



Yolu kırsaldan kente çıkan birinin bu denli sanat düşkünü olması, sanata gönül vermesi hiç kuşku yok ki mutlak sanat aşkı ile açıklanacak bir durumdur. Bu aşk, Burhan Temel’de fazlasıyla var olmalı ki daha çok maddi zorluklara göğüs gererek akademi eğitimini başarıyla tamamlar ve memleketi Görele’ye resim öğretmeni olarak döner.



Görele’de resim öğretmeni olarak çalıştığı yıllar, dolu dolu geçer; Burhan Temel’in. Bir yandan öğrencilerine resim sanatını tanıtma, öğretme ve sevdirme çabaları bir yandan atölyesinde resim üretme çabaları… Bir yanda halkla sıcak ilişkiler kurma çabası bir yanda gençlere yol gösterme, ufuk açma, bilinçlendirme çırpınışları…



Görele ile ilgili duyguları, düşünceleri, güzel hayalleri vardır. Öğretmenlik yapmakla yetinecek bir kişilik değildir. Özellikle dağı, deresi, denizi, bahçesi bir ses, ışık ve renk cümbüşü olan Görele’ye resim öğretmeni olarak çalıştığı yıllarda hayran ve aşk olan ve bu bunu kalıcı kılmak için soyadını Görele olarak değiştiren kübizmin ve dışavurumculuk akımının ülkemizdeki önemli temsilcisi ressam Hamit Bey’in severek çalıştığı beldede, bir atölye açmayı ve akademi sonrası resim çalışmalarına bu atölyede devam etmeyi iyice kafasına koyar. Görele buram buram sanat kokmaktadır; Görele resimdir, şiirdir, nüktedir, şarkıdır, türküdür… Bu düşüncesi kısa bir sürede gerçekleşir. Artık onun da resim yapacak bir atölyesi vardır.



Hasan Hoca (Demirel), şair Ahmet Kaçar, öğretmen, ressam Turgut Uzunömeroğlu, müzik öğretmeni Sabri Özdemir, edebiyat öğretmeni bestekâr Fethi Karamahmutoğlu her akşam hep aynı yerde, atölyede toplanırlar. Burhan Temel ve Turgut Uzunömeroğlu tuvaldeki resme fırça darbeleriyle biçim vermeye çabalarken Hasan Hoca bilge kişiliğini konuşturur, Cumhuriyet öncesi Edebiyat-ı Cedide topluluğunun şairi Tevfik Fikret’in “Sis” şiirini büyük bir keyifle okur; fıkralar anlatır; Sabri Hoca kemanla taksim geçer, Fethi Hoca, udun tellerine dokunur; Ahmet Kaçar, oradakilerden birine takılır, şakalaşır, yeni yazdığı bir şiiri seslendirir.



Resim çalışmak üzere kurulan atölye, şiirle, musikiyle, nükteyle, fıkrayla alanını genişleterek bir sanat evine dönüşür… Kısa zamanda varlığını duyurur. Görele’de resme, musikiye, edebiyata karşı ilgi uyandırır; sanatseverlerin uğrak yeri olur…



Görele’de geçen yıllar, Burhan Temel’in akademi eğitimi sonrası resim ve sanatla ilgili arayış ve olgunluk dönemlerini de kapsar. Sanatçı, bu dönemde, hem Görele Lisesi’nin resim öğretmeni hem de Görele’nin ilk akademi çıkışlı ressamıdır. Çalışmayı, üretmeyi, öğretmeyi seven işine ve sanatına düşkün saygın bir öğretmen, nazik bir sanatçıdır. Bir yandan büyük bir özenle tamamladığı tablolara imza atarken diğer yandan resme gönül veren öğrencilere atölyesini ardına kadar açarak onları akademik çapta yetiştirmeye çabalar…



Atölyede, bir sohbet sırasında, Sabri Özdemir’e, “Senin niye bir besten yok?” diye takılır, Ahmet Kaçar. Bu takılma, kısa zamanda meyvesini verir. Sabri Özdemir, duygulu bir şiirini hicaz makamında besteler, Kaçar’ın. Bu, akşamları, atölyede keyifle çalınıp söylenen ilk ve son bestesidir, Sabri Hoca’nın.







Alnımda çizgiler, saçımda aklar



Her sevinç bitmemiş bir acı saklar.



Dokunsam titreşip ağlayacaklar



Boş gelin odası yaslı duvaklar.







Söylemek isterim gelmez dilime



Saadet olacak tek bir kelime



Seneler bir alev düşer elime



Boş gelin odası, yaslı duvaklar.



Nihayet, Burhan Temel’in İstanbul’a dönüşüyle; bu bilgi, kültür, sanat, edebiyat atölyesinin kapısına bir daha açılmamak üzere kilit vurulur. Ne yazık ki bu da Sabri Özdemir’in ”Boş Gelin Odası” bestesi gibi ilk ve son sanat atölyesi olur, Görele’nin.



Bir yandan sevdiği Görele’den ayrılmanın hüznü diğer yandan sanat ve kültür merkezi İstanbul’da yaşamanın keyfi… Karmaşık duygu ve düşünceler içerisindedir, sanatçı… Artık ne atölye vardır, ne de Görele’deki dostlar… Resim yapmadan durabilir mi hiç, sanatçı? Evinin bir odasını atölye yapmakla bulur, çareyi. Bu, değişmez bir kural olur; artık, Burhan Temel için…



Şiirle resim arasında ilişki kurmayı severim, doğrusu. Biri sözcükler konuşur, diğerinde renkler… Resimde ellinci yılını geride bırakan sanatçı, çok sayıda portre, natürmort, peyzaj yağlı boya tablolara imza atmanın dinginliği içerisinde; hâlâ ilk yıllardaki gibi gücünden, heyecanından hiçbir şey kaybetmeden yeni yeni tablolar oluşturma çabasındadır.



Arayış ve olgunluk dönemlerindeki tablolarında, sarı, kahverengi, gri renkler ağırlıklı yer bulurken sanatının zirvesine ulaştığı dönemdeki tablolarında; gittikçe yeşil, mavi, beyaz renklere doğru bir yöneliş, bir geçiş vardır. Bu yöneliş, özellikle insansız doğa çalışmalarında daha da belirginleşir… Özellikle, Doğu Karadeniz doğasının en belirgin renkleri yeşil, mavi ve onların değişik tonları sanatçının yakın dönem doğa resimlerinde; derinlik, durgunluk, rahatlık ve hüzün olarak yansır.



Sanatçı, sevdiği doğa görüntülerinin kendi iç dünyasındaki yansımalarını, izlerini, izlenimlerini kendine özgü bir anlatım yöntemiyle, kolaylıkla ve başarıyla tablolarına yansıtır. O’nun tablolarına her bakışta hüzün, özlem, yalnızlık gibi duygularla karşı karşıya kalırım. Kimi tablolarda geniş yer kaplayan gökyüzü; bende, derin bir sonsuzluk duygusu uyandırır. Dünyaya, evrene, boşluğa, insanlara bir başka açıdan, bir başka gözle bakarım. Dalıp giderim tablonun derinliklerine…



Resmi bütünleyen renkler konusunda titiz bir kompozisyon ustasıdır, Burhan Temel. Kırmızı, sarı, turuncu gibi sıcak renklerle mavi, yeşil ve mor gibi soğuk renkleri kaynaştırırken ışık-gölge uyumuna oldukça önem verir. Böylece bir renk, ışık ve duygu armonisi yaratır. Sıcak renklerin uyandırdığı sevinç, canlılık, hareketlilikle soğuk renklerin uyandırdığı durgunluk ve romantizm el ele tutuşur ışıklı-gölgeli yumuşak dokunuşlarla...



Eleştirmen Kaya Özsezgin, sanatçının bu yönüne vurgu yapar: “ Ufak bir tuşuyla ürperiverir bu ışık. Sonra da ağacın, tepenin, denizin üzerinde belirsiz izler bırakarak dağılıverir.” Ümit Gezgin’in, doğa konulu tabloları “doğayı estetik bir gerçeklikle algılamak” olarak değerlendirir. Burhan Temel de bu anlayış doğrultusunda doğanın “gizli dil” ini estetik kaygıyı daima ön planda tutarak tablolarında yansıtma yoluna gitmiş; bu yolda, oldukça başarılı çalışmalara imza atmıştır.



Yine aynı eleştirmen, “Sanat devamlılık istiyor. Bu devamlılık, resmi sevmekle olası elbet. Burhan Temel için resim bir yaşam biçimi. Sadece sevmekle yetinmiyor elbet sanatçı resmi, aynı zamanda kurduğu dünyasını kendine özgü bir dil yardımıyla insanlara da başarılı bir şekilde ulaştırıyor.” der. Böylece Burhan Temel’in sanattaki devamlılığını sevgiye bağlar. Bu yerinde bir tespittir. Bu devamlılık sevgi ile el ele vermiş, sanatçıyı üretken kılmıştır. Elli yılda, çok sayıda kişisel ve karma sergilere katılması; başarı ve onur ödülleri alması; sanat açısından, elli yılı dolu dolu tamamlaması, sanatçının insan, doğa ve sanat sevgisiyle yakından ilgilidir.



Ta çocukluk yıllarında başlayan “resim yapma tutkusu” sanatçıyı; kendi söylemiyle, “-izimlere takılmadan görülenin ötesini arayıp görmeye” iter. Yıllarca süren ve daha yıllarca sürecek olan “resimle kavgası” budur, Burhan Temel’in. Kuşkusuz, her bir tablosu onun duygulu iç dünyasının somutlaşması, dışa vurumudur.



Burhan Temel, doğa ile dost olmayı bilen, doğayı renklerle yorumlamaya çabalayan alçak gönüllü, duygusal, kendini aşmış bir düşünür, bir sanat eri, bir gönül adamıdır. Güzel sanatların resim dalı adına önemli bir değerdir.

Bu Yazı 1810 defa okunmuştur..



---------------------- Yorumlar ----------------------


Palmiye yayınları olarak yazılarınızı makalelerinizi, denemelerinizi, romanlarınızı, hikayelerinizi, öykülerinizi, şiirlerinizi ve diğer tüm dokümanlarınızı destekli yayıncılık kapsamında kitaba dönüştürelim. SİZ YAZIN BİZ BASALIM YAYINLAYALIM.
Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.
İletişim bilgilerimiz:
Adres: Atatürk Cad.Gül Sok. No:13/8
GÖRÜKLE/ NİLÜFER/ BURSA
www.palmiyeyayinlari.com
bilgi@palmiyeyayinlari.com
https://www.facebook.com/palmiyeyayinlari
Tel: 0555 2915061-0539 3602045

Palmiye yayınları      [Bursa - 13.12.2013]

Yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurun..

Adınız  :

Şehir  :

Yorumunuz  :