Arzu Cebeci

Hayde Memlekete

Köy nüfusu, yerleşik ve sabit bir özellik arzeder. Bu insanların çoğu yaşlıdır.Evlerin bir kaç tanesi hariç hepsi boş duruyor. Çok az genç var. Çocuk hiç yok denecek kadar az. Orta yaş insanlar kendilerine mi baksınlar, çocuklarına mı, ana ve babalarına mı? Şaşırmış vaziyetteler. Şehirde yaşıyorlar, düzenli gelir getirecek iş yok.Köyde hayatı sürdürmek zor. Çocukların okulu için bile şehre inmek yeterli sebeptir. Kazara hastalanan bir ihtiyar olursa bakacak kimsesi yoktur denebilecek bir durum vardır buralarda.Giresun insanı evvelki zamanlardan beri rızkını hep dışarda aramıştır. Memleketini bırakıp dışarılara gitmiştir. Ekmek peşine, istikbal peşine düşmüştür. Gurbetteki hayatına ancak, istirahat, akraba ziyareti, hasret ve memleket sevdası gibi duygusal sebeplerle kısa süreli de olsa ara verebildiğinde doğduğu yerlere gelebilmiştir.


Gurbet insanı misafirdir. El üstünde tutulur. Köyde kalanlara yeni bir heyecan ve canlılık getirir.Köyümüz hakkında yenilikçi ve atılımcı fikirler hep bu "dışarlılardan" gelir. Topu topu kaldıkları bir iki haftada memleketi ayağa kaldırırlar, ekonomik hal çareleri üretirler. Bütün vakitlerini yöreninin insanlarına bir sürü akıl fikir vererek geçirirler. Ondan sonra vazifelerini yapmışlar gibi gururlu ve onurlu bir şekilde döner giderler... Hayat devam eder. Kim anlar bunlardan... Çünkü yöre insanın dünyasında bu türden endişeler yoktur. Onlar pratiktir. Eldekiyle yaşamaya gayret ederler. Bilirler ki, herkes başının çaresine bakmak zorundadır. Misafirler daha yataktan kalkmadan onlar çoktan o günkü fındığı toplamışlardır bile. Üstelik gelip kahvaltıyı da hazırlarlar. Ne de olsa evde "büyük ve ağır misafir" vardır. Evin İstanbullusu, Anakralısı, Almanyalısı içerde daha yatmaktadır. Kalkacak ve memleketi kurtaracaktır! Hane halkı, ayıp olmasın, bu insanlara bir şey belli etmeyelim diye dikkat ederler :)

Bir kaç günlük kısa ve ani ziyaretler dışında acaba memleketimizi adım adım gezdik mi? Derelerden birinin denize döküldüğü yerden başlayıp da ta doğduğu yere kadar yürümeyi düşündünüz mü? Etrafı inceleyerek, fotoğraflayarak, yorulduğunuzda bir eve misafir olup soluklayarak, derede olta ile balık avlayarak...Gelin köyümüzde çok kısa bir yürüyüş yapalım. Derenin denize döküldüğü yerden itibaren ilerleyelim. Dere boyu asfalt bir yol ilerliyor. Asma köprülerden geçelim. Taş ve betondan bile yeşilin fışkırdığı yeşilin bitmediği tek yerdir köyümüz. Yola devam edelim.Yol ilerledikçe sık sık rastlayacağımız boş evlerden birinde veya evinde ihtiyar karı koca bir başlarına kalmış büyüklerimizden birisinin evine misafir olalım. Sadece, çat kapı, ayran içmek, yorgunluk atmak için "selamün aleyküm bey amca, nasılsınız?" demek için yorgunluğu bahane edip "hasbihal" edelim.Her bir köyün çok şirin ihtiyarları vardır. Bunlar canlı birer tarihtirler. Bütün eski hikayeleri, olayları, adetleri, yaşam tarzlarını, köyün her bir santimetre karesinin bütün özelliklerini, eskisini yenisini, yokluk yıllarını... her seyini biliyorlar. Bu "şirinlerin" her birinin ortak bir başka özelliği dikkat çekmektedir. Dillere destan olacak türdendir yani... Bütün ihtiyarlar 50-60 sene evvelinin çocukluk kavgalarını birbiriyle bıkmadan hatta büyük bir zevkle yinelemektedirler.Birbirlerine selam vermezler, konuşmazlar :) Ben yinede onların sohbetlerine doyamam.Müsade isteyip yolumuza devam edelim.Fındık bahçeleri'ni izleye izleye yürüyelim.Bitişiğinde küçük camimizi ziyaret edelim. Allah vergisi fındık toplanırken üretici yan tarafta şükrünü etsin diye yapılmış sanki...Eski bir su değirmeni'ni gözlemleyelim...

Bundan sonrasını siz devam ettirin.
Ben İstanbul'dayım. Babam bize hep taflanı,kuzineyi,galdiriği,orağı anlatmaya çalıştı.Biz köyümüze hasretiz. Değil gezmeye, görmeye, duymaya; koklamaya bile hasretiz. Otuyla, taşıyla toprağıyla bile avunmaya razıyız. İnsanoğlu baba acısına alışmıştır. Çünkü öteden beri babalar çocuklardan daha önce ayrılırlar buralardan. Onun için yadırganmaz. Ama, Allah babalara evlat acısı göstermesin. Bir de sağlığında ana babasının yokluğunu çekenler vardır. Onları arayıp sorun. Eğer gurbette değilseniz bunları anlamazsınız.Memleketimi benden saklayamazsınız. Bu güzellikleri gurbette yaşayan "bana" nasıl ulaştıracaksınız? İnternet sitesi mi yaparsınız, gezi güzergah kitabı mı, bol bol resim ve bu resimlerin anlatıldığı bilgilerden oluşan bir kitap, büroşür mu hazırlarsınız, oraya toplu tur organizasyonları mu düzenlersiniz, tarihine, kültürüne, edebiyatına, folkloruna yönelik çalışmalar mı tertiplersiniz? Bir şeyler yapın artık...


Sevgilerimle
Arzu Cebeci :) (:

Bu Yazı 1399 defa okunmuştur..



---------------------- Yorumlar ----------------------

MERHABA ARZU HN.

YAZILARINA KATILMAMK MÜMKÜN DEİL FAKAT HASRET ÇEKMEK ZAMANI BİTMEK BİLMEYEN ÇİLEYE DÜNÜŞÜYOR.YAKIN GELECEKTE KÖY DİYE BİRŞEY KALMAYACAK O DEDİİN YAŞLILARIMIZ DA GİDİNCE KÖYE YENİ NESİL GENÇLİĞİN GİDECEĞİNİ DÜŞÜNEMİYORUM .ÇÜNKÜ ONLAR BABA PARASINA ALIŞTILAR GURBETTE .

POLİTİK DÜŞÜNCELER KARADENİZİ BİTİRİYOR .7,50 L OLAN FINDIK 2,50 VEYA 5 TL NEREEN BAKARSAN ZARARDASIN MEMLEKETİN YÜKÜNÜ GURBETCİLER ÇEKER

HEVESLE GİDERİZ ORALARA 15 GÜN KALIRIZ İZİN BİTER HARCADIĞIN PARAYI ALAMASIN
GÖRELE VE DİĞER İLCE ESNAFLARI DÖRT GÖZLE GURBETCİ BEKLER MECBUREN

HER ŞEY BİTİYOR ARTIK ÖZLEMLE GİTMEK İSTEDİĞİM DOĞDUĞUM YERE BİLE GİDEMEZ DURUMA DÜŞTÜK

ARZU HN.YAZIN BENİ ÇOK DUYGULANDIRDI

HOŞCAKAL

HASAN CAFER      [İSTANBUL - 3.3.2009]

Hasan Bey

Değerli yorumunuz için öncelikle çok teşekkür ederim.Bu güzelliklerden geçim sıkıntısı nedeniyle ayrı düşmek beni çok üzüyor.Umarım memleketine örfüne adetine sahip çıkan genç bir nesil yetişir.Sevgi ve saygılarımla ...

Arzu Cebeci      [İstanbul - 13.3.2009]

selamlar..yazınızı baştan sona okudum güzel bir yazı olmuş..lakin sanki ilk bölümlerde bir veya iki haftalığına memleketlerine gelen insanları(ankara,istanbul,almanya :):)) )sanki suç işliyorlarmış gibi yargılamışsınız..sonuçta o insanlar elbette köyün yerlileri gibi olamaz alışık değiller ki köy yaşantısına..bende göreleliyim elimden geldiği kadar köyüme geldiğim zaman oraya ayak uydurmaya çalışıyorum ama ne yaparsam yapayım köy sakinleri gibi olmuyor..arzu hanım siz sanki köyünüzdeki insanlar gibi hızlı fındık toplayabiliyormusunuz ki???ama şu varki köyümü çok seviyorum..sonuçta vatanım kütüğüm orası..

fiir_tina      [istanbul - 11.8.2009]

slm

yusuf uzun      [istanbul - 16.12.2009]

Merhaba Arzu hn.yazınızı gerçekten son satırına kadar tekrar tekrar okudum.o kadar içten ve gerçeki sana bizlere bir defa daha çoğuşeyleri hatırlattığın için teşekkür eder eline ve yüreğine sağlık.fakat unutmayalımki gitmek isteyimde maddi acıdan gidemeyen o kadar çok insanımızvarki.gittiğinde bir yıl acısını yaşanyanlarda mevcut.birde hani o akıl hocası zenginlerimizvarya memleketine değil güneye-ist vb.yerlere yatırım yapanlar.hani unutmadan o bizim size fab.yol.iş getireceğim beni yeterki ankara çeylanderili koltuklara oturtun diyen muhteremlerde çok az olsada canım şuçlu değillermi.

Abdullah Ersoy      [İst. - 6.2.2010]

Yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurun..

Adınız  :

Şehir  :

Yorumunuz  :